Cargando...
100 palabras encontradas
adam
a'dam
hombre
aile
ailé
Anne, baba ve çocuklardan oluşan toplumun temel birimi; geniş akrabalık grubu.
almak
al-mák
Bir şeyi eline geçirmek, satın almak veya birinden kabul etmek.
ama
áma
pero
anlamak
an-la-mák
Bir şeyin anlamını kavramak; idrak etmek.
araba
arabá
coche
arkadaş
ar-ka-dáş
Samimi ilişki içinde olunan, güvenilen kişi; dost.
artık
ar-'tık
Önceki durumun sona erdiğini ya da yeni bir durumun başladığını vurgulayan zaman zarfı.
açık
a-'çık
Kapalı olmayan; net, anlaşılır; aydınlık.
baş
'baş
Vücudun boyundan yukarıdaki bölümü; kafa.
ben
bén
yo
benim
bénim
mío/a
bilmek
bil-mék
saber
bir
bír
Sayı olarak tekliği ifade eden belirsiz tanımlık; herhangi bir şeyi niteler.
bir şey
bir şéy
Belirsiz bir nesne veya kavramı karşılayan söz öbeği.
bu
'bu
este
büyük
bü-yúk
grande
da
dá
también
daha
'da-ha
Karşılaştırmada üstünlük bildiren; 'henüz', 'hâlâ' anlamlarına da gelir.
de
dé
Ünlü uyumuna göre 'da' ile değişen katılma, ekleme bağlacı.
değil
değíl
Bir yargıyı olumsuzlaştıran; eylemsiz cümlelerde olumsuzluk eki işlevi gören sözcük.
doğru
doğrú
Gerçeğe uygun, yanlışsız; dürüst.
dünya
dün-yá
İçinde yaşadığımız gezegen; evren, tüm insanlık.
düşünmek
dü-şün-'mek
Zihinsel süreç yürütmek; bir konu hakkında fikir üretmek.
el
él
Kolun ucundaki tutma organı.
erkek
erkék
Yetişkin eril insan.
eski
es'ki
viejo
ev
év
İnsanların yaşadığı bina veya barınak; aile ortamı.
evet
e-'vet
Onaylama veya kabul bildiren yanıt sözcüğü.
gelmek
gel-'mek
Bir yerden bulunulan yere doğru hareket etmek.
gibi
gibí
Benzerlik veya karşılaştırma bildiren edat; '...gibi' kalıbıyla kullanılır.
gitmek
git-mék
ir
görmek
görmék
Gözlerle algılamak; karşılaşmak veya deneyimlemek.
göz
'göz
ojo
gün
'gün
día
güzel
gü-zél
Estetik açıdan hoş, beğenilen; iyi, tatmin edici.
hala
hâ-lâ
Beklenen değişim gerçekleşmemiş; hâlâ devam eden bir durum.
hayır
ha-'yır
no
hep
hép
siempre
her
'her
cada
hiç
híç
Hiçbir zaman, asla; sıfır derecesinde miktar bildiren olumsuzluk zarfı.
hızlı
hız'lı
Yüksek hızla hareket eden; süratli.
ile
ilé
con
insan
in-sán
Homo sapiens türüne ait akıl sahibi canlı; kişi, birey.
istemek
is-te-mék
querer
iyi
iyí
Nitelik veya değer bakımından olumlu, beğenilmeye değer; sağlıklı anlamında da kullanılır.
için
içín
Amaç, neden veya yararlanıcı belirten edat; '-e göre', '-e dair' anlamlarına da yaklaşır.
iş
íš
Yapılan eylem, görev veya kazanç sağlamak amacıyla yapılan faaliyet.
kadar
ka-'dar
Derece, miktar veya sınır bildiren edat; '...e kadar' kalıbıyla yön ifadesi taşır.
kadın
ka-'dın
mujer
kapalı
ka-pa-'lı
cerrado
ki
'ki
que
kitap
ki'tap
Yazı ve resimlerin bir araya getirildiği ciltli yayın.
kişi
ki-şí
Bireysel insan; kişilik sahibi varlık.
konuşmak
konuşmák
Sesli olarak iletişim kurmak; dil kullanarak ifade etmek.
kötü
kö'tü
Ahlaki veya nitelik bakımından olumsuz; istenmeyen, zararlı.
küçük
kü-'çük
Boyut, hacim veya önem bakımından ortalamanın altında olan.
kısa
kı-'sa
Boyutu veya süresi az olan; uzun olmayan.
mi
mí
Evet/hayır sorusu oluşturan soru eki; ünlü uyumuna göre 'mı/mu/mü' biçimlerine dönüşür.
nasıl
'na-sıl
Durum veya tarz soran; bir şeyin ne şekilde gerçekleştiğini sorgulayan soru zarfı.
ne
né
Nesne, durum veya nitelik soran soru zamiri.
neden
né-den
Bir eylemin gerekçesini soran soru zarfı; 'niçin', 'niye' ile eş anlamlı.
o
'o
él/ella
okul
okúl
escuela
okumak
oku'mak
leer
olmak
ol-'mak
Var olmak, belirli bir durumda bulunmak; yardımcı fiil olarak da kullanılır.
para
pa-rá
Değer alışverişinde kullanılan resmi ödeme aracı; servet.
sen
sén
Muhatap alınan, konuşulan kişiyi gösteren ikinci tekil şahıs zamiri.
sevmek
sev-mék
Güçlü bir duygusal bağlılık duymak; beğenmek.
sonra
'son-ra
Belirli bir zamandan daha geç; ardından, akabinde.
sormak
sor-mák
Bilgi edinmek için soru yöneltmek.
su
sú
agua
söylemek
söylemék
Kelimelerle ifade etmek, konuşarak aktarmak.
uzun
uzún
Boyutu veya süresi fazla olan; kısa olmayan.
var
vár
existente
ve
vé
y
vermek
ver-'mek
Elindeki şeyi başkasına aktarmak; hediye etmek.
ya
yá
Seçenek veya olasılık bildiren bağlaç; 'ya... ya...' kalıbıyla ikilem kurar.
yani
yaní
Açıklama veya yeniden ifade bildiren bağlaç; 'demek ki' anlamındadır.
yanlış
yan-'lış
Gerçeğe veya kurala aykırı; hatalı.
yapmak
yap'mak
Bir şeyi oluşturmak, inşa etmek veya gerçekleştirmek.
yavaş
ya-váş
Düşük hızda olan; ağır.
yazmak
yaz-'mak
Yazı aracıyla harf veya kelimeler oluşturmak.
yemek
ye'mek
comida
yeni
ye-'ni
Yakın zamanda ortaya çıkmış, üretilmiş veya elde edilmiş; eskinin karşıtı.
yer
'yer
Bir şeyin bulunduğu uzam veya konum; zemin.
yok
yók
Bir şeyin bulunmadığını, mevcut olmadığını ifade eden olumsuz varlık bildirici.
yol
yól
İki nokta arasındaki güzergah veya sokak; gidilen doğrultu.
yıl
'yıl
Onikili takvim birimi; yaklaşık 365 günlük süre.
zaman
za-'man
Olayların içinde geçtiği soyut süreç; belirli bir an veya dönem.
çalışmak
ça-lış-'mak
Emek harcayarak bir işi yerine getirmek; gayret etmek.
çocuk
çocúk
Bebeklikten ergenliğe kadar olan dönemdeki küçük insan.
çok
çók
muy
çünkü
'çünkü
Neden veya gerekçe bildiren bağlaç.
önce
'ön-ce
Daha erken bir zamanda; ilk olarak.
öğrenmek
öğrenmék
Yeni bilgi veya beceri edinmek.
şehir
şehír
ciudad
şey
şéy
Adı belirtilmek istenmeyen, belirsiz nesne veya kavramı karşılayan sözcük.
şimdi
şím-di
Bulunulan anı belirten; 'hemen', 'bu sıralar' anlamlarına da gelen zaman zarfı.
şu
'şu
Orta mesafedeki nesne ya da kişiyi gösteren işaret zamiri.
adam
a'dam
hombre
Persona adulta de sexo masculino; en sentido general, ser humano.
aile
ailé
Anne, baba ve çocuklardan oluşan toplumun temel birimi; geniş akrabalık grubu.
almak
al-mák
Bir şeyi eline geçirmek, satın almak veya birinden kabul etmek.
ama
áma
pero
Conjunción que expresa contraste o limitación.
anlamak
an-la-mák
Bir şeyin anlamını kavramak; idrak etmek.
araba
arabá
coche
Vehículo terrestre motorizado; automóvil.
arkadaş
ar-ka-dáş
Samimi ilişki içinde olunan, güvenilen kişi; dost.
artık
ar-'tık
Önceki durumun sona erdiğini ya da yeni bir durumun başladığını vurgulayan zaman zarfı.
açık
a-'çık
Kapalı olmayan; net, anlaşılır; aydınlık.
baş
'baş
Vücudun boyundan yukarıdaki bölümü; kafa.
ben
bén
yo
Pronombre de primera persona del singular que designa a quien habla.
benim
bénim
mío/a
Forma posesiva del pronombre «yo»; pronombre posesivo de primera persona singular que indica pertenencia a alguien.
bilmek
bil-mék
saber
Tener conocimiento de algo; ser capaz de hacer algo.
bir
bír
Sayı olarak tekliği ifade eden belirsiz tanımlık; herhangi bir şeyi niteler.
bir şey
bir şéy
Belirsiz bir nesne veya kavramı karşılayan söz öbeği.
bu
'bu
este
Pronombre demostrativo que señala un objeto o una persona cercana al hablante.
büyük
bü-yúk
grande
Que está por encima de la media en tamaño, volumen o importancia.
da
dá
también
Conjunción que indica que algo se añade a otra cosa; cambia a la forma «de» según la armonía vocálica.
daha
'da-ha
Karşılaştırmada üstünlük bildiren; 'henüz', 'hâlâ' anlamlarına da gelir.
de
dé
Ünlü uyumuna göre 'da' ile değişen katılma, ekleme bağlacı.
değil
değíl
Bir yargıyı olumsuzlaştıran; eylemsiz cümlelerde olumsuzluk eki işlevi gören sözcük.
doğru
doğrú
Gerçeğe uygun, yanlışsız; dürüst.
dünya
dün-yá
İçinde yaşadığımız gezegen; evren, tüm insanlık.
düşünmek
dü-şün-'mek
Zihinsel süreç yürütmek; bir konu hakkında fikir üretmek.
el
él
Kolun ucundaki tutma organı.
erkek
erkék
Yetişkin eril insan.
eski
es'ki
viejo
Que existe desde hace mucho tiempo, que ya existía antes; lo contrario de nuevo.
ev
év
İnsanların yaşadığı bina veya barınak; aile ortamı.
evet
e-'vet
Onaylama veya kabul bildiren yanıt sözcüğü.
gelmek
gel-'mek
Bir yerden bulunulan yere doğru hareket etmek.
gibi
gibí
Benzerlik veya karşılaştırma bildiren edat; '...gibi' kalıbıyla kullanılır.
gitmek
git-mék
ir
Moverse desde el lugar en que se está hacia otro lugar.
görmek
görmék
Gözlerle algılamak; karşılaşmak veya deneyimlemek.
göz
'göz
ojo
Órgano que permite la visión; también significa atención, mirada.
gün
'gün
día
Unidad de calendario de 24 horas; período desde la mañana hasta la noche.
güzel
gü-zél
Estetik açıdan hoş, beğenilen; iyi, tatmin edici.
hala
hâ-lâ
Beklenen değişim gerçekleşmemiş; hâlâ devam eden bir durum.
hayır
ha-'yır
no
Palabra de respuesta que expresa rechazo o negación.
hep
hép
siempre
Siempre, continuamente; palabra que indica la cantidad total.
her
'her
cada
Determinante con el sentido de «todo, todos», que abarca a todos los miembros de un grupo.
hiç
híç
Hiçbir zaman, asla; sıfır derecesinde miktar bildiren olumsuzluk zarfı.
hızlı
hız'lı
Yüksek hızla hareket eden; süratli.
ile
ilé
con
Posposición que expresa compañía, instrumento o modo; también se usa en la forma abreviada del sufijo «-le/-la».
insan
in-sán
Homo sapiens türüne ait akıl sahibi canlı; kişi, birey.
istemek
is-te-mék
querer
Desear tener algo o que algo ocurra.
iyi
iyí
Nitelik veya değer bakımından olumlu, beğenilmeye değer; sağlıklı anlamında da kullanılır.
için
içín
Amaç, neden veya yararlanıcı belirten edat; '-e göre', '-e dair' anlamlarına da yaklaşır.
iş
íš
Yapılan eylem, görev veya kazanç sağlamak amacıyla yapılan faaliyet.
kadar
ka-'dar
Derece, miktar veya sınır bildiren edat; '...e kadar' kalıbıyla yön ifadesi taşır.
kadın
ka-'dın
mujer
Mujer adulta.
kapalı
ka-pa-'lı
cerrado
No abierto, inaccesible; tenue.
ki
'ki
que
Conjunción que une dos oraciones y expresa explicación o causalidad.
kitap
ki'tap
Yazı ve resimlerin bir araya getirildiği ciltli yayın.
kişi
ki-şí
Bireysel insan; kişilik sahibi varlık.
konuşmak
konuşmák
Sesli olarak iletişim kurmak; dil kullanarak ifade etmek.
kötü
kö'tü
Ahlaki veya nitelik bakımından olumsuz; istenmeyen, zararlı.
küçük
kü-'çük
Boyut, hacim veya önem bakımından ortalamanın altında olan.
kısa
kı-'sa
Boyutu veya süresi az olan; uzun olmayan.
mi
mí
Evet/hayır sorusu oluşturan soru eki; ünlü uyumuna göre 'mı/mu/mü' biçimlerine dönüşür.
nasıl
'na-sıl
Durum veya tarz soran; bir şeyin ne şekilde gerçekleştiğini sorgulayan soru zarfı.
ne
né
Nesne, durum veya nitelik soran soru zamiri.
neden
né-den
Bir eylemin gerekçesini soran soru zarfı; 'niçin', 'niye' ile eş anlamlı.
o
'o
él/ella
Pronombre personal de tercera persona del singular que señala a una persona, objeto o concepto alejado del hablante.
okul
okúl
escuela
Institución oficial donde se imparte educación y enseñanza.
okumak
oku'mak
leer
Examinar un texto escrito comprendiéndolo.
olmak
ol-'mak
Var olmak, belirli bir durumda bulunmak; yardımcı fiil olarak da kullanılır.
para
pa-rá
Değer alışverişinde kullanılan resmi ödeme aracı; servet.
sen
sén
Muhatap alınan, konuşulan kişiyi gösteren ikinci tekil şahıs zamiri.
sevmek
sev-mék
Güçlü bir duygusal bağlılık duymak; beğenmek.
sonra
'son-ra
Belirli bir zamandan daha geç; ardından, akabinde.
sormak
sor-mák
Bilgi edinmek için soru yöneltmek.
su
sú
agua
Líquido incoloro e inodoro de composición H₂O; agua potable.
söylemek
söylemék
Kelimelerle ifade etmek, konuşarak aktarmak.
uzun
uzún
Boyutu veya süresi fazla olan; kısa olmayan.
var
vár
existente
Palabra que expresa que algo existe o está presente.
ve
vé
y
Conjunción coordinante que une dos o más elementos.
vermek
ver-'mek
Elindeki şeyi başkasına aktarmak; hediye etmek.
ya
yá
Seçenek veya olasılık bildiren bağlaç; 'ya... ya...' kalıbıyla ikilem kurar.
yani
yaní
Açıklama veya yeniden ifade bildiren bağlaç; 'demek ki' anlamındadır.
yanlış
yan-'lış
Gerçeğe veya kurala aykırı; hatalı.
yapmak
yap'mak
Bir şeyi oluşturmak, inşa etmek veya gerçekleştirmek.
yavaş
ya-váş
Düşük hızda olan; ağır.
yazmak
yaz-'mak
Yazı aracıyla harf veya kelimeler oluşturmak.
yemek
ye'mek
comida
Alimento que se consume; especialmente alimento preparado y cocinado.
yeni
ye-'ni
Yakın zamanda ortaya çıkmış, üretilmiş veya elde edilmiş; eskinin karşıtı.
yer
'yer
Bir şeyin bulunduğu uzam veya konum; zemin.
yok
yók
Bir şeyin bulunmadığını, mevcut olmadığını ifade eden olumsuz varlık bildirici.
yol
yól
İki nokta arasındaki güzergah veya sokak; gidilen doğrultu.
yıl
'yıl
Onikili takvim birimi; yaklaşık 365 günlük süre.
zaman
za-'man
Olayların içinde geçtiği soyut süreç; belirli bir an veya dönem.
çalışmak
ça-lış-'mak
Emek harcayarak bir işi yerine getirmek; gayret etmek.
çocuk
çocúk
Bebeklikten ergenliğe kadar olan dönemdeki küçük insan.
çok
çók
muy
En gran medida, de forma excesiva; se usa para intensificar adjetivos y adverbios.
çünkü
'çünkü
Neden veya gerekçe bildiren bağlaç.
önce
'ön-ce
Daha erken bir zamanda; ilk olarak.
öğrenmek
öğrenmék
Yeni bilgi veya beceri edinmek.
şehir
şehír
ciudad
Lugar habitado con gran población y una infraestructura desarrollada.
şey
şéy
Adı belirtilmek istenmeyen, belirsiz nesne veya kavramı karşılayan sözcük.
şimdi
şím-di
Bulunulan anı belirten; 'hemen', 'bu sıralar' anlamlarına da gelen zaman zarfı.
şu
'şu
Orta mesafedeki nesne ya da kişiyi gösteren işaret zamiri.